YILMAZ ODABAŞI Tek veya birçok kelimeyle (1 inceleyen)
Beğenilen: 0
|
|
|
BAŞLIK: YILMAZ ODABAŞI Tek veya birçok kelimeyle
|
bybere (Yönetici)
Yönetici
Gönderiler: 13
|
|
YILMAZ ODABAŞI Tek veya birçok kelimeyle 30/04/2006 02:14
|
Karma: 5  
|
|
kapattım ucu kıvrılı yerinden bir defteri bir defter adınla hükümlü şimdi
Diye başlayan şiirlerle tanıdım onu. Sevgili Yılmaz ağbim onu tanıdıktan sonra belkide hayata bakış açımı biraz olsun değiştirdi. Çünkü o kelimeleri çok iyi kullanıyordu ve bende buna hayrandım. 1961'de Diyarbakır'da başlayan hayatı ta ki günümüze kadar bir çok kitabına konu olacak serüvenlerle doldu taştı. Daha ortaokul öğrencisiyken okulun kalorifer kazanını patlatmakla başlayan gözaltı serüvenleri yıllar yılı hep gerçekleşti durdu.
(önce dünyayı keşfettik,sonra mahalleleri;dünyayı keşfetmek için yola çıktık,ama unuttuk bir sokağın ucundaki soluk per- deli evlerimizi,bahçelerimi,öpüşlerimizi ve d(erken) kurtaramadık da birbirimizi...)
Belkide hayata atılma serüveni hiç sevmediği babasının onu bir tekmeyle kapı dışarı atmasıyla oldu. Çünkü o evde eşitlik vardı ve babası annesine ayaklarını yıkatamazdı ne vardı ki bunda sadece eşitlikten yanaydı ama bu ilk eşitlik kavgasında annesi bile yanında olmamıştı.. Onun tek dostu daktilosuydu ve tabi ki şiirleri, onlarla nasıl dost olduğunu ve kader birliği yaptığını bir çok kitabını okuduğunuzda anlıyacaksınız vede aynen benim gibi çok kıskanacaksınız. Az gömmedi şiirlerini bahçeye, az yakmadı ne emekler vererek yazdığı şiirlerini ve az aç kalmadı daktilosu için. Ama o hep konuştu hiç susturamadılar..
/konuşuyorum işte artanını al susuyorsun susuyorsun artanını ver artık!/
Çok sevdi çook, ne hikayeler yazdı sevdiği kadınlara sonra çok da şahit oldu sevgilere ne dağlar ayırdı ne ağalar ayırdı sevenleri hep onları yazdı. Asef ile Asiya'nın hikayesini okuduğumda nasılda hüzünlendim sonra Kül Aşklar sonra Altın Koza Film Festivali ödülünü almış Şafak Keya'da Çıplaktı nasıl da etkiledi beni. Bir çok ödül geldi sonra hem jürilerden hem okuyucularından..
seni bir çığlık gibi sevdim uzanıp sesimin avlularına sen de her sabah sabah...sevince bir sevgiyle gideriz sonra durur vitrinlerden çiçekleri seyrederiz puştluklar bizi seyreder biz çiçekleri
Sevgili Yılmaz ağbi bir şiirler girdin hayatıma şimdi ise usumda yüzlerce şiirin var, şiddetle tavsiye ederim arkadaşlar benim 1996'da başlayan tanışıklığıma yanarken sizde geç kaldığınız için çok yanacaksınız. Aşk Bize Küstü, Kuşlar Uzaktı Sonra, Konuşsam Sessizlik Gitsem Ayrılık, Eylül Defterleri, Hayat Bilgisi Notları ve daha bir çok kitabı hepsini tavsiye ederim gittim korsancılara inat bandrollü kitaplarını aldım hemde yemeğimden kısırak. Belki hala daha hatırlamıyanlarınız vardır, bilirsiniz Onur Akın'ı, Adı Nevin, Ey Hayat, Bana Bir Gül Ver, Sonra Edip Akbayram sonra Kızılırmak'ın Abdülselam'ını duymuşsunuzdur hep Yılmaz Ağbi'nin eserleri.. Dediğim gibi şiddetle tavsiye ederim...
yaşam bir ıstaka gelir vurur ömrünün coşkusuna hani tutulur dilin konuşamazsın!
tırmandıkça yücelir dağlar sen mağlupsun sen ıssız ve kalbinde kuşların gömütlüğü tutunamazsın…
eloğlu sevdalardan dem tutar aşk büyütür yıldızlardan yasak senin düşlerin dokunamazsın...
birini sevmişsindir geçen yıllarda açık bir yara gibidir hâlâ hâlâ ne çok özlersin onu ağlayamazsın...
yolunda köprüler çürür sesin, sessizlik sanki bir uğultuda savurur hayat kül eyler seni doğrulamazsın!
yapayalnız bir ünlemsin dünyayı ıslatan şu yağmurlarda herşey çeker ve iter anlatamazsın...
(ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın aslında yokum ben bu oyunda ömrüm beni yok saysın…
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir. |
bybere (Yönetici)
Yönetici
Gönderiler: 13
|
|
Cevapla:YILMAZ ODABAŞI Tek veya birçok kelimeyle 11/05/2006 18:22
|
Karma: 5  
|
|
götürür uykulu atları onları çarmıhlar çıkmazına" -Lorca-
(artıktık artık):
uğultuların artığıyız be çocuk spermlerin, rahim kanlarının, eski dolunayların kesilip yakılmış yapanıl ağaçların, susan dağların aldatılmış avuntuların, kirli lavaboların, anlaşılır günahların ezberlerin, "ilk"lerin, dinmeyen şehvetlerin ve kimsesiz özlemlerin, tanıdık kederlerin, zalim yenilgilerin apansız sevinçlerin, gündelik zaferlerin;
-zaferler tiner gibi uçucu, yenilgiler kalıcıdır...- * bayat yenilgilerle tükürülmüş hayatların gündüzlerinde ve miyop gözlerinde, yorgun gölgelerinde artık artıkların da artığıyız biz geceleri bir yıldız ansızın kayarken gökte düşün ki milatların tortusuyuz biz... * daha yorulur günler, güller anısı, dikeni kalplerimizde hasretim tabutunu da taşır kaç bahar vurulur hırslı, telaşlı günlerimizde?
bakabilsek utanacak, duyabilsek ağlayacaktık ne upuzun yaşayacak cesaretimiz ne an'lara, günlere iz bırakacak sabrımız kaldı herkes geldi ve gitti vicdanlarımızda yalan yanlış nice iz kaldı... * çok inançlar: kutsayıp tapınışlar yok! yok inançlar: tükenerek, savrularak kalışlar! çok aşklar : yok aşklar... * yüzde yüz/süzlük yeni bir yüz artık tükürülmüş hayatların gündüzlerinde böyle savrulacaktık!
karaya vurmuş yaralı martılar gibi yalnız yaşayacaktık! * yaşayıp yaşamdan çok şey umarak yetişkinler ormanında kaybolacaktık!
kaybolacaktık kaybolmakta yeni bir yol var sanarak... * iradesiz iştahlarımızla vicdanlar emzirip günleri avutacaktık sanal aşklar, nankör şehvetler arasında ağrıyarak körleşen duyularımızla buruşturup yılları anısız kalacaktık...
hayatlarımıza hükmeden dişliler arasında günlerimizi ihanetle kutsayıp özgürlüklerimizi domates gibi satacaktık
artıktık artık satacaktık... satacaktık! * saman balyaları gibi oturup yılların sofrasında ağrılarla uyuyup çağrılarla uyanarak zaaflarımızla kol kola dolaşacaktık 1+1+1=0 artık yeni artıklar olacaktık
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir. |
|
|
|
|
Kimler Online
4 Misafir Online
Online olan üye yok!
|
Generated in 0.27018 Seconds Generated in 0.271601915359 Seconds |