Forum
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.
Kayıp Parola?
Cevapla:DÖVİZDEKİ ARTIŞ DÜVELÜASYONUN HABERCİSİMİ (1 inceleyen)
EN ALT Cevapla Beğenilen: 0
BAŞLIK: Cevapla:DÖVİZDEKİ ARTIŞ DÜVELÜASYONUN HABERCİSİMİ
#4778
mjova (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
DÖVİZDEKİ ARTIŞ DÜVELÜASYONUN HABERCİSİMİ 16/05/2006 23:40 Karma: 0  
Dövizde çıkış can yakacak
Mustafa Sönmez
Türk Lirası önceki hafta sonuna göre, dolar karşısında yüzde 5.8, Avro karşısında yüzde 7.9, sepet karşısında ise yüzde 7 değer kaybetti. Değer kaybı biraz daha sürecek gibi...
Devlet Bakanı Babacan, “Son dalgalanmalar için kriz, devalüasyon gibi kelimeleri pervasızca kullananları uyarmak istiyorum. Serbest kurda devalüasyon kelimesini kullanmak teknik bir hatadır” demiş. Kriz sözcüğünü bir yana bırakalım, ama bu bal gibi “devalüasyon”dur. Ve de gecikmiş, devamı da olması gereken bir devalüasyondur. Bakan Babacan’ın, dalgalı kurda devalüasyon olmaz sözü de bir totolojidir. Ortada dalgalı kur yok ki... Adı dalgalı olan ama kendisi kumanda edilen bir kur var. Döviz kuruna şu ya da bu şekilde müdahale var. Kuru aşırı değerli tutmak, IMF güdümlü bir politika. Bu araçla enflasyon hedeflemesi gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Bunun için de kurun artışına fren olsun diye döviz girişi, sıcak para yüksek reel faizlerle özendiriliyor, Merkez Bankası’na bu fahiş faizlerle rezerv yaptırılıyor. Bu politikanın sonucu reel kura en çok yaklaşılan Ekim 2001’deki seviye için yüzde 42’lik devalüasyon gerekiyor. Başka bir ifadeyle kur, yüzde 42 aşırı değerlenmiş durumda.
Adı dalgalı ama aslında bastırılan kur, sonuçta, fiyat artışlarının bir süre hızını kesti ama Türkiye’nin cari açığını olmadık boyutlara getirerek büyük zarar verdi. Doğru olan, kuru aşırı değerli hale getirmeyecek bir yol izlenmesi, enflasyona uyumlu artışları gün be gün kura yedirmek olmalıydı. Bu yapılsaydı ne ithalat bu boyutlara gelir ne ihracat ve turizm rekabet güçsüz kalır ne de yıkıcı ithalat yerli üretime istihdama bu kadar zarar verirdi. İzlenen aşırı değerli kur politikası, sadece enflasyonu tek haneye indirmeye yaradı ama onun da kalıcılığı tartışılıyor artık.
Neler oldu?
Hem iç hem dış dinamiklerin etkileri sonucu sert yükseliş yaşandı:
En çok işlem gören Hazine kağıdının faiz oranı, yaklaşık 0.5 puan artarak yüzde 14.55’e yükseldi.
Türk Lirası önceki hafta sonuna göre, dolar karşısında yüzde 5.8, Avro karşısında yüzde 7.9, sepet karşısında ise yüzde 7 değer kaybetti.
İMKB 100 Endeksi önceki hafta sonuna göre yüzde 5 değer kaybederek 41.971’e geriledi.
30 yıl vadeli Eurobond faizlerinde 27 baz puan artış oldu.
Petrol fiyatlarındaki artış ile 2006 yılı turizm gelirlerinin ilk tahminlere göre daha düşük kalacağı beklentisi ile 2006 cari açık tahminlerinde AKP iktidarı yukarı yönde revizyon yapacak. İktidarın umudu o ki, 2006’da doğrudan yabancı yatırım girişleri 2005’teki 9.7 milyar dolarlık düzeyi aşacak. Bekleyelim görelim..
Canı yanacaklar…
Şimdi sert çıkışlarla kur değerini bulmaya çalışıyor. Ve daha da yükselmesi gerek kurun. Yani daha çok devalüasyona ihtiyaç var. Bunu sert çıkışlar yerine günlere yedirmek ve piyasalara bu duyguyu vermek önemliydi. Bu yapılmadığı için, mal ve hizmet üretimini ithal girdiye, dış krediye dayandıranlar büyük zararlar görecekler. Türkiye’nin artan ithalat ve cari işlemler açığına paralel olarak özel sektörün orta ve uzun vadeli dış borçlanması artmış durumda.. Geçen yıl dış borçta kamu sektörünü geride bırakan özel sektör bu yılın ilk üç ayında 12 milyar dolara yakın dış borç kullandı.
Bu yıl ocak-mart döneminde Türkiye’nin toplam orta ve uzun vadeli dış borç kullanımı geçen yılın eş dönemine göre yüzde 102.8 oranında artarak 15 milyar 802 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu borçlanmanın 2 milyar 735 milyon dolarını, Hazine’nin uluslararası piyasalara yaptığı tahvil ihraçları da dahil kamu kesimi yaptı. Kamu kesiminin geçen yılın aynı döneminde 3 milyar 578 milyon dolar olan orta ve uzun vadeli dış borçlanmasında bu yıl yüzde 23.6 oranında bir azalış yaşandı.
Aynı dönemde bankacılık sektörü ise 1 milyar 114 milyon dolarlık orta ve uzun vadeli dış borç aldı. Bankaların kredi kullanımları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 oranında artış kaydetti.
Kamu sektöründeki azalış ve bankacılık sektöründeki ılımlı artışa karşılık reel sektörün dış borçlanmasında rekor kırıldı. Sektörün geçen yılın ilk üç ayında 3 milyar 261 milyon dolar olan dış borç kullanımı bu yıl yüzde 266 oranında bir büyümeyle 12 milyar dolara yaklaştı. Tamamına yakını döviz kredisi..
Kurdaki sert “düzelme”, kur devranı böyle gider hesabıyla mal ve hizmet üretimini ithalata, ithal girdiye dayandıranları, bunun için icabında yerli üretimi azaltıp ya da iptal edenlerin canını yakabilir. Tabii ki, kurdaki dalgasızlığa aldanıp döviz kredisi kullananların da canı yanacak..
Vebali hükümetin ve kılavuzu IMF’nin boynuna..
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#4942
mjova (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cevapla:DÖVİZDEKİ ARTIŞ DÜVELÜASYONUN HABERCİSİMİ 20/05/2006 19:43 Karma: 0  
Ekonomik dalganın faturası halka çıktı
Ekonomide son bir haftada meydana gelen dalgalanmaların faturası halka çıktı. Edinilen bilgiye göre BOTAŞ, haziranda doğalgaza en az yüzde 5 zam yapmayı planlıyor. Bankaların konut ve taşıt kredisi faizlerinde yaklaşık 10 puanlık artışa gitti. Gıda ve tekstil sektörlerinde de fiyat artışı yaşanabilir. Tekstilde hammadde girişleri döviz bazında yapılıyor. Dövizdeki artışın sürmesi halinde, artışın fiyatlara yansıtılması bekleniyor.
BOTAŞ, haziranda doğalgaza en az yüzde 5 zam yapmaya hazırlanıyor. Hazine de BOTAŞ’a zam yapması için baskı yapıyor. Yılın ilk 5 ayında doğalgaza mart ayında yüzde 5.8 oranında zam yapan BOTAŞ, 1 Haziran’dan geçerli olmak üzere doğalgaz fiyatlarını yeniden ayarlamak üzere hazırlık yapıyor. BOTAŞ, yılbaşında yaptığı hesaplamada, 2006 yılı için doğalgaza yüzde 20 zam yapılması öngörüsüyle hareket etmişti. Önümezdeki aylarda zamların sürmesi bekleniyor. Zam konusunda son sözü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’e söyleyecek.
Konut hayali
Konut faizlerinin düşmesiyle birlikte konut alımına yönelik talep de durdu. Dalgalanmayla birlikte bankalar, konut ve taşıt kredisi faizlerinde yaklaşık 10 puanlık artışa gitti. Bankaların konut kredisi faiz oranını 0.5 puan artırmaları bile konut maliyetini bir hayli yükseltiyor. Faiz artırımından dolayı 100 bin YTL’lik konut kredisi için 10 yıllık kredi çeken bir tüketicinin aylık taksit miktarında yaklaşık 50 YTL’lik artış meydana gelecek.
Diğer taraftan bankalar faiz oranları dışında kredi kullanırken alınan komisyonlara da zam yaptı. Birçok banka konut kredisi için alınan dosya ücretini 500 YTL’den 750-1.000 YTL’ye yükseltti. Son dönemlerde petrol fiyatlarının yanı sıra dövizde meydana gelen artış, otomotiv sektörünü de olumsuz etkiledi. Özellikle ithal otomobillere yüzde 11-12 oranında zam gelebileceği belirtiliyor.
Dolardaki yükselme, inşaat sektörünün en önemli girdilerinden olan demirdeki fiyatların da yüzde 10-15 artmasına yol açtı. Sektörün girdi maliyetlerinin artmasının zammı gündeme getirmesi bekleniyor.
Övünülen rakamlar
Üç yıl üst üste gerçekleştirilen yüksek orandaki büyümeden ve kişi başı milli gelir artışından emekçi kesimler pay alamamasına rağmen hükümetin çok övündüğü kişi başı milli gelir rakamı da döviz kurundaki artışa paralel olarak geriledi.
Geçen yıl ilk kez 5 bin doların üstüne çıkan kişi başına milli gelir dalgalanmalardan nasibini aldı. İki hafta önce dolar 1.32 iken Türkiye’nin kişi başına milli geliri 5 bin 8 dolardı. Doların 1.500 seviyesine çıkmasıyla Türk Lirası yaklaşık yüzde 13.50 değer kaybetti; kişi başına milli gelir de 4 bin 350 dolara geriledi. Dolardaki artış, dış ve iç borç yükünün artmasına da sebep oldu. 170 milyar dolar olan dış borç, dolar 1.32 iken 224 milyar YTL’ye karşılık geliyordu. Bugün bu rakam 255 milyar YTL’ye çıktı. 182 milyar dolar olan iç borç ise 240 milyardan 273 milyar YTL’ye ulaştı.
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#4983
mjova (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cevapla:DÖVİZDEKİ ARTIŞ DÜVELÜASYONUN HABERCİSİMİ 21/05/2006 20:39 Karma: 0  
Para Kurulu enflasyon tehdidi altında toplanacak
Yıllık enflasyonun aşağı doğru ineceği öngörüsünde bulunarak politika faizlerinde indirime giden Para Politikası Kurulu, “faiz artırımının bile gündeme gelebileceği” bu ayki toplantısını ise 25 Mayıs Perşembe günü gerçekleştirecek. Para Politikası Kurulu, bu yılki toplantılarının beşincisini perşembe günü yapacak. Para Politikası Kurulu’nun Durmuş Yılmaz’ın başkanlığında yapacağı Başkan Yardımcısı Erdem Başçı, Kurul Üyesi Güven Sak ve hafta içerisinde asaleten atanma yapılmaz ise Başkan Yardımcılığına vekalet eden Rifat Günay ve Çiğdem Köse katılacak. Emekliye ayrılmak üzere izne ayrılan Başkan Yardımcısı Şükrü Binay’ın ise bu toplantıya da katılması beklenmiyor. Her ay yapılan düzenli toplantılara 2005 yılı başında başlayan Para Politikası Kurulu, açık enflasyon hedeflemesine geçilmesiyle birlikte bu yıl başından itibaren faiz kararını doğrudan oylamayla vermeye başladı. Bu yılın eski Başkan Süreyya Serdengeçti başkanlığında yapılan ilk iki toplantısında ve martta başkanlığa vekalet eden Erdem Başçı başkanlığında yapılan üçüncü toplantısında faiz indirimi yapmayan Para Politikası Kurulu, Durmuş Yılmaz’ın başkanlığında yaptığı ilk toplantısında ise 0.25 puanlık bir indirimle gecelik faiz oranını yüzde 13.50’den yüzde 13.25’e indirmişti. Bir süredir yükselen enflasyonun yeniden düşmeye başlayacağı öngörülerek 27 Nisan’da alınan bu karardan altı gün sonra açıklanan nisan ayı enflasyonu, yıllık enflayondaki yükseliş trendinin hızlanarak devam ettiğini ortaya çıkarmıştı. Bu gelişme Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararının tartışmaya açılmasına yol açarken, enflasyon hedefiyle ilgili risklerin başında gösterilen “global risk iştahı ve uluslararası likidite koşullarında” yaşanan olumsuzluk realize olmaya başladı. Merkez Bankası’nın nisandaki faiz indirimi de bu nedenle eleştirilmişti. Türiye’den kısa vadeli sermaye çıkışının etkisiyle döviz kurlarının ve faiz oranlarının yükselmesiyle birlikte yüzde 5 olan bu yıl sonuna ilişkin enflasyon hedefi açısından önemli bir risk realize oldu. Para Politikası Kurulu faiz oranlarını gözden geçirecek. Yaşanan koşullar nedeniyle yeni bir faiz indirimi beklenmiyor. Hatta ilk kez bu toplantıda “faiz artımının bile gündeme gelmesi” gerektiğini savunanlar da bulunuyor. Faiz indirimi yapılan önceki toplantıdan sonra açıklanan Kurul değerlendirme özetlerinde gelecek döneme ilişkin birçok riske dikkat çekilerek para politikasında temkinli yaklaşımın sürdürülmesinin gerektiği bildirilmişti.
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#5183
mjova (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cevapla:DÖVİZDEKİ ARTIŞ DÜVELÜASYONUN HABERCİSİMİ 28/05/2006 00:08 Karma: 0  
‘Geniş halk kitleleri kaybetti’
Özgül Yıldızer
Enflasyon yüksekken de, düşme eğilimine girerken de, döviz düşerken de yükselirken de kaybeden geniş halk kitleleridir. Çünkü piyasada herkes aynı bilgiye sahip değil. Yerli küçük yatırımcı da borsa düşüyor diye elindeki hisseleri çıkarıyor ve kayba uğruyor.
...
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü Başkanı Doç. Dr. Abuzer Pınar, “Enflasyon yüksekken de, düşme eğilimine girerken de, döviz düşerken de, yükselirken de kaybeden geniş halk kitleleridir” dedi.
Türkiye ekonomisinin, reel olarak yatırımlar yapılan, istihdam yaratılan bir ekonomiye dönüşmediği takdirde bu sorunların her zaman yaşanacağını ifade eden Pınar, AKP’nin bu şartlar altında ekonomik programını devam ettirmesinin çok zor olduğunu vurguladı. Abuzer Pınar ekonomide son yaşanan gelişmeler ve etkilerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.
- Piyasalarda yaşanan hareketliliği nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yaşananlar, Nasreddin Hoca’nın “Düşmeseydim de inecektim” fıkrasını hatırlatıyor. Neden bulunabilir, bir kere bütün dünyada Amerikan ekonomisindeki gelişmelerden dolayı borsalar düştü. Ekonominin yapısı gereği bu zaten olacaktı. Ekonomi büyüyor gibi görünüyorsa da istihdam yaratamayan bir büyüme var. Büyük ölçüde ithalata dayalı, otomotiv sanayi gibi istihdam yaratma potansiyeli olmayan sektörlerde büyüme oluyor. Eğer bir büyüme süreci istihdam yaratamıyorsa o büyüme sürdürülebilir değildir. Türkiye, faizler düşmüş olsa bile hâlâ yabancılar için bir hayli verimli bir piyasa. Dünyada dolara en yüksek faizi veren ülkeyiz. Dolayısıyla böyle olması için değil, olmaması için hiçbir neden yok. Dünyada olağanüstü görülmekle birlikte, borsanın iki günde değer kaybetmesi, mevcut ekonomik tasarım böyle yapıldığı için Türkiye’de olağan bir durum. Diğer taraftan dolar o kadar düşükse dolar alın demek de Türkiye gerçeklerine uygun olmayan bir önerme. Sokaktaki insandan değil, ihracatçıdan söz ediyoruz. Adam mal satıyor, dolar kazanıyor. Dolar değer kaybettikçe, bu adamın belli bir kâr marjı olduğuna göre ihracatçının kaybı ortaya çıkar. Ama mevcut tasarım içinde başka bir şey yapılamazdı.
- Sonuçları bakımından neler söylenebilir?
Kriz sonrasında mali disiplin bir parça sağlandı, devlet iki yakasını bir araya getirmeye çalışıyor ve çok sıkı tedbirler uygulandı. “İstikrar” denilen ortamın oluşması kamuda dengelerin sağlanmasına bağlı ve bunun bir maliyeti var. Enflasyon yüksekken de, düşme eğilimine girerken de, döviz düşerken de yükselirken de kaybeden geniş halk kitleleridir. Çünkü piyasada herkes aynı bilgiye sahip değil. Geniş halk kitleleri ancak döviz yükseldikten sonra giriyor ve genellikle kaybediyor. Dolar, 1.35’ten 1.5’e geldiğinde, halk dolara hücum ediyor ama dolar birden düşüyor. Halk gecikmeli olarak tepki veriyor çünkü tam bilgiye sahip değil. Yerli küçük yatırımcı borsa düşüyor diye elindeki hisseleri çıkarıyor ve kayba uğruyor. Kısa dönemli dalgalar dünyanın her tarafında spekülatiftir. Türkiye’de daha da fazla. Ekonomideki asıl özne de, borsada en çok payı olandır. Anayasanın fırlatılması hikayesinde olduğu gibi siyasi gelişmeler gerçek nedenler değil. Bu durum kaçınılmazdı. Portföy sermayesi bir ülkeye geldiğinde yabancı para bolluğu olduğu için yabancı para değer kaybeder, yerli para değer kazanır. Sanal bir refah yaratılır, insanlarda umut ışıkları doğar, kredi alırlar ama bu akım tersine döndüğünde beraberinde çok şeyi alıp götürür.
- Ekonomi krize doğru mu gidiyor peki?
Bir daralma yaşanacaktır, bu da beklenmeyen bir daralma değildir. Bu ithalata dayalı sanal büyüme süreci olumlu beklentiler yaratıp, diğer sektörleri etkileseydi; reel bir canlanma olsaydı büyüme sürdürülebilir bir hale gelebilirdi. Fakat mevcut tasarım buna müsait değil. Taşıt alımında, inşaat sektöründe hane halkını borçlandırarak talep yaratıyoruz. Ama hane halkının, bankacılık sektörü dahil darbe alması söz konusu. Bu hareketlilik yaşanınca bile konut faizleri 20 puan artırıldı. Eğer bir de daralma olur, insanlar işini kaybeder, kredi borçlarını ödeyemezse sorun büyür.
- Bu süreç önlenebilir bir süreç mi?
Bizim finansal piyasalarımız sığ, belirleyen değil belirlenen bir ekonomiyiz. Dünyanın spekülatörleri için Türkiye’yi sallamak çok zor değildir, bundan bir rant bekliyorlarsa finansal açıdan kolay sallanacak bir ekonomidir. Mevcut tasarım içinden, yani IMF programı içinden bir çözüm öneremem. AKP’nin seçimden önce soru işareti koyar gibi göründüğü ama IMF gelince olduğu gibi uyguladığı program içinden bir şey öneremem. Tedbir olarak yurtiçinde faizlerin üzerinden vergi alınabilir. Amerika’da, bir hisse senedini kısa zaman elinizde tuttuğunuzda kazancından vergi ödüyorsunuz. Bu telaffuz edildiği zaman bile hareketlenme oluyor. Çünkü yabancılar bu ülkede çok fazla para kazanmaya alıştı. Ama bu kaçınılmazdır ve yapılmalıdır. Bu iş Türkiye’de yağmalamaya dönüştü, “Kazanalım çıkıp gidelim, bunlar da bize mecbur” diye düşünüyorlar. Uluslararası finansal hareketler üzerinden özel bir vergi alınabilir.
- Daha uzun vadeli düşünüldüğünde sorunu ve çözüm yolunu nasıl tanımlayabiliriz?
Ülke bir seçenekle karşı karşıya bırakılıyor, enflasyon hedefinden vazgeçemezsiniz, geri kalanı siz düşünün deniliyor. Ama öbür taraftan istihdam yaratamıyorsunuz, iki yakayı bir araya getirmek, mali disiplini sağlamak, birincil fazlayı vermek için ciddi kesimlere yükleniyorsunuz. Vergi alıyor, harcamaları kısıyor, kamu hizmetlerinin kalitesini düşürüyorsunuz. Öğretmeni olmayan okullar, doktoru olmayan sağlık ocakları var. Bu da ciddi bir sorun değil midir? Siyasal otorite, mevcut tasarımdan yarar bekleyen kesimler tarafından, fiyat istikrarı ekonomik kriz ikilemiyle karşı karşıya bırakılıyor. Enflasyon insan vücudunun ateşine benzer, bir hasta geldiğinde önce ateşi düşürülür ama sonra bu ateşin nereden geldiği tespit edilir. Türkiye açısından asıl tespit; üretimin güçlendirilmesi gerekiyor. Spekülatif kazançlar yerine reel olarak yatırımlar yapılan, istihdam yaratılan bir ülkeye dönüşmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu sorunlar her zaman olacaktır.
- Bundan sonraki gelişmelere dair nasıl bir öngörü geliştirilebilir?
İnsanlar birkaç yıldır sıkıntılardan kurtulacağı günleri bekliyordu. Bu rahatlama olmadığı zaman bir şekilde patlayacaktır. Sosyal anlamda da olabilir, insanlar cinnet halinde. Şu ana kadar mali disiplin sağlanmış olabilir ama bundan sonrası çok ciddi soru işareti barındırıyor. Mesela faiz dışı fazlayı daha ne kadar götürebilirsiniz? Israrla daha fazla vergi topluyorsunuz, ısrarla daha az harcama yapıyorsunuz. Bundan sonra devam ettirilmesi çok zor. Hükümet, enflasyonun düşürülmesinin maliyetine konjonktürün de etkisiyle katlandı. Çünkü bu tür programlar olağanüstü dönemlerden sonra daha kolay uygulanır. Bunun maliyetleri şimdi ortaya çıkıyor. Hükümet erken seçim konusunda kararlı değil çünkü geniş halk kitlelerinin sabrının yeterince sınandığını, bundan sonra aynı rahatlıkla bu programı götüremeyeceklerini fark ediyorlar.
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#5203
mjova (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cevapla:DÖVİZDEKİ ARTIŞ DÜVELÜASYONUN HABERCİSİMİ 30/05/2006 15:33 Karma: 0  
Kayıt dışı kaybı 21.5 milyar YTL
Kayıt dışı istihdamın devleti, alamadığı vergi ve sigorta primleri dolayısıyla yıllık 21.5 milyar YTL’lik kayba uğrattığı belirlendi. Türkiye genelinde yüzde 46.9 olarak hesaplanan kayıt dışı istihdam oranı tarım dışı sektörde yüzde 32.8’e düşüyor. Ancak kayıt dışılık toplam istihdamın 2 milyon 988 bininin kamu sektöründe çalıştığı ve bunların da kayıt dışı olmadığı varsayımıyla yapılan hesaplamaya göre yüzde 63’e kadar çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, ocak-şubat ve mart aylarını kapsayan ve şubat ayı olarak adlandırılan dönemde, Türkiye’de 20 milyon 604 bin çalışandan sadece 11 milyon 150 bini SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve diğer emeklilik sandıklarına kayıtlı bulunuyor. Geriye kalan 9 milyon 934 bin kişinin ise herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadığı belirlendi. Bunların 2 milyon 441 bini ücretsiz aile işçisi olarak çalıştığı için herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kaydolma zorunluluğu da bulunmuyor. Ancak geriye kalan 7 milyon 13 bin kişinin ise yasalar gereğince SSK ya da Bağ-Kur’a kayıtlı olmaları gerekiyor. Aile işçileri dışındaki kayıt dışı çalışanlardan ücretli ve yevmiyeli olan 3 milyon 398 bini SSK, işveren ve kendi hesabına çalışan 3 milyon 615 bini de Bağ-Kur’a kayıtlı olmadığı için Devlet yılda 21 milyar 456.2 milyon YTL’lik prim ve vergi kaybına uğruyor.
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
EN ÜST Cevapla
Sistem: FireBoardGönderileri Masaüstünüze Alın

Güncel Etkinlikler

29.11.2008 I 13:19 | Lazebura©

article thumbnailKaradeniz müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan müzisyen Birol Topaloğlu grubu ile birlikte Maltepe’deki Yayla Sanat Merkezi’nde özel bir organizasyonla...
Makelenin Devamı...

24.11.2008 I 19:48 | Lazebura©

article thumbnail Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dillerinin kullanıldığı filmde, cezaevi ve ölüm orucu gerçeğine insancıl bir açıdan yaklaşılıyor. Yönetmenliğini...
Makelenin Devamı...

Son Yorumlar

Lazlar Belgeseli neyin Belgeseli?
Ben d ebu belgeseli izlerken şuna taktım."4 000 yıllık" tarih ısrarla deyinilmiş ve sloganı b...
2.Lazebura İstanbul Buluşmasının Ardında...
ya ben bi türlü denk gelemedim bu buluşmaya eğer bida tekrarlanırsa banada lütfen haber verin ...
Lazonada Kadınlar (1)
Sevgili Leyla Ordu / Gölköylü'dür. Ona Gölköylü demek benim hoşuma gidiyor. Gölköylü Lazc...
Karadeniz Ansiklopedisi
sayın site sakinlerine dikkatine karadeniz ansiklopedesi ni satın almak istedim fakat yönlendiril...

Google Reklamları

Güncel Ropörtajlar

25.05.2008 I 12:18 | Nejla Aytemiz

Bir haykırış diyerek yola çıktılar, müzik denen uzun soluklu,yorucu bir o kadarda keyifli yolculuğa. Onlar müziği haykırış olarak dile getirdiler,...
Devamı...

24.03.2008 I 12:35 |

Onlar kendilerini ; "Karadeniz'in içinden gelenler ve içinden Karadeniz gelenler" olarak tanımlıyor Laz müziği adına gelmiş geçmiş en...
Devamı...

14.09.2007 I 22:17 |

Gerçek müziğin ve duyguların kaybolduğu günümüzde yaptığı müzik ile, özgün  çalışmalarıyla kaybolan değerler ve insanlık...
Devamı...

Yeni Üyeler


anibal

hakii

didituti

sidelya

Mircan OUTIM

Mircan OUTIM

Üye Girişi

Kimler Online

2 Misafir ve 1 Üye Online
Generated in 0.38302 Seconds
Generated in 0.385808229446 Seconds