|
26-27-28 Mayıs'ta Baskı-Sürgün-Kadrolaşma Değil, Demokratik Bir Yaşam İçin YÜRÜYORUZ!
Türkiye’de siyasi iktidarlar yıllardır, eğitim sistemini kendi siyasal-ideolojik görüşleri doğrultusunda düzenlemek ve şekillendirmek istemişlerdir. Bu isteklerini gerçekleştirmek için başvurulan ilk ve en etkili yöntem ise bakanlık içinde yapılan yoğun “siyasal kadrolaşma” olmuştur.
Cumhuriyet tarihinin en yaygın ve en hızlı kadrolaşma operasyonu geçtiğimiz 3,5 yılda AKP Hükümeti döneminde yapılmış, eğitim alanında adeta bir “kadrolaşma rekoru” kırılmıştır. Yıllardır eğitim alanı sağ partilerin arka bahçesi gibi kullanılmış, bugün de kullanılmaya devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nda yaşanan ırkçı-gerici kadrolaşma o kadar ciddi boyutlara gelmiştir ki, artık eğitimin ve toplumun geleceğini tehdit edecek aşamaya ulaşmıştır.
AKP iktidarının ilk günlerinde 1041 eğitim yöneticisinin görevden alınmasıyla başlayan ırkçı-gerici kadrolaşma, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarını, Talim Terbiye Kurulu’nu içine alacak şekilde genişleyerek devam etmektedir. Son yıllarda siyasal kadrolaşma o kadar yaygınlaşmıştır ki, en ücra köşelerdeki okullarda bile ırkçı-gerici kadrolaşmanın görülmesi mümkündür.
Bugünden geçmişe baktığımızda Milli Eğitim Bakanlığı’nın kritik görevlerine AKP ve diğer sağ partilerin yandaşlarının yerleştirildiğini, il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin adeta AKP’nin parti mekanlarına dönüştürüldüğü görülmektedir. Sadece parti mekanları değil; belediyelerden, müftülüklere kadar ilgili ilgisiz pek çok kurumu bu işin içinde görmek mümkündür. Eğitimde ırkçı-gerici kadrolaşma, siyasi kadrolaşmanın da ötesine geçerek, tam anlamıyla anti-laik bir kuşatmaya dönüşmüştür.
Eğitim Sen’in geçtiğimiz 3,5 yıl içinde yaptığı tespitlere göre; görevden alınan ve göreve yeniden atanan yönetici sayısı 10 binlerle ifade edilen rakamlara ulaşmış bulunmaktadır. Ulaştığımız rakamlar eğitim sisteminin nasıl bir ırkçı-gerici cendere içine alınmak istendiğini göstermektedir.
Baskı, sürgün, kadrolaşma değil; demokratik bir yaşam istiyoruz! Geçtiğimiz dönem içerisinde, kadrolaşmanın yanında, özellikle Eğitim Sen üye ve yöneticilerine yönelik olarak soruşturma, baskı ve sürgünler de yoğunlaşmıştır. En temel sendikal faaliyetlerimiz bile soruşturma ve sürgünlere gerekçe yapılmaktadır. Şanlıurfa’da 8, Tunceli’de 6, Erzincan’da 2, İstanbul’da 8, İzmir’de 8, Mersin’de 16, Mardin’de 1, Kastamonu’da 2 diğer illerde ise onlarca Eğitim Sen üye ve yöneticisi, il içi ve il dışı sürgüne gönderilmişlerdir.
Eğitim Sen olarak, üzerimizdeki idari ve siyasi baskılara sessiz kalmayacağımızı göstermek; baskı ve soruşturmalara maruz kalan üye ve yöneticilerimize sahip çıkmak; ırkçı ve gerici kadrolaşmanın eğitim sistemini çürütmesine dur demek için üç koldan 26-27-28 Mayıs tarihlerinde yöneticilerimizle Ankara’ya yürüyoruz.
Ayrıca, yürüyüş boyunca en temel demokratik hakların kullanılmasını “terör” sayan yeni TMY’nin, Sağlık ve Sosyal Güvenlik hakkımızı elimizden almayı amaçlayan Sosyal Güvenlik ve GSS Yasası’nın ve eğitimde özelleştirme sürecini hızlandıracak olan Özel Öğretim Kurumları Yasası’nın geri çekilmesini isteyeceğiz.
Toplumun, çocuklarımızın ve Türkiye’nin geleceğini olumsuz etkileyecek olan gelişmeler karşısında toplumun tüm kesimlerini ve kamuoyunu yürüyüşümüze destek olmaya çağırıyoruz.
Selam olsun bu yolda yürüyen yoldaşlara...
|