yasmin (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
|
|
metin üstündağ'ın ugh adlı kitabından 15/05/2008 17:05
|
Karma: 1  
|
|
güneşin doyduğu yerdir memleketin
stalin sit alanı ilan edildi buna şaşırıyorsun
_ne iş yaparsın?
MAĞARALARINIZA AYDINLIK RESİMLER ÇİZERİM
görgü kurallarını ingilizler keşfetmiş
bu bilgiye maliksin
sarhoşsun bütün şarkılar sana muhatap
çilli boom çillii oohh çillliii yarın da olmaz şimdi
bu bile
_ne iş yaparsın?
_HUKUKTA OKUYAN BİR KIZI SEWİYORUM
turp dururken gülüyorsun
gençlik
wapurun trenin kaçma saatleridir diyorsun
_ne iş yaparsın?
_EW İŞLERİNDEN EN ÇOK SEWİŞMEYİ SEWERİM
-ne içersin?
_İSKİ-SODA
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir. |
kotyora (Kullanıcı)
Gönderiler: 148
|
|
Cvp:metin üstündağ'ın kitaplarından seçmeler 16/05/2008 13:07
|
Karma: 9  
|
|
met-üst'ü bu sitede görmek gerçekten güzel.teşekkürler yasmin.bende tentürdiyot ve m'öyküler=3(imza bir dost)adlı kitaplarından bir kaç yazı yazmak istedim...
ANNE=VEFA artık inanmasada dine imana oruç tutuyor hala ayıp olmasın diye çocukluğundaki o güzel tanrıya.
AİLE BOYU babalar gereksiz yere ciddi fazla iri ve kaskatı
yalnız eski yerli filmlerin ayrılma sahnelerinde bir de nişan nikah düğün sünnet törenlerinde bir de bayram arefelerinde bir de asker yolcu ederken ve bir de kız verirken ille de ölümlerde
ağlarlar gizli gizli ya tuvalette ya holde
anneler gereksiz yere fedakar çocuk ruhlu çıt kırıldım
yalnız eski yerli filmlerin kavuşma sahnelerinde bir de fırsat buldular mı hayatın her yerinde her saatinde bir de bayram arefelerinde bir de asker yolcu ederken ve bir de kız verirken illede ölümlerde
ağlarlar ulu orta ya salonda ya mutfakta ya da yatak odasında
çocuklar ziyadesiyle mırın kırın ziyadesiyle anne baba kuzusu
yalnız eski yerli filmelrin her sahnesinde bir de anne baba olduklarında bir de anne babalarını anladıkları anda bir de bayram arefelerinde bir de içerken bir de sevişirken illede ölümlerde
ağlarlar sazlı sözlü ya meyhanede ya garda boktan bir şarkı ortasında
-gereği düşünüldü=düşünmek gereksizdir. -bize hintçe alt yazıları olan ,çinli zencilerin oynadığı,dublajsız bir japon filmi muamelesi yapıyorlar. -doğar doğmaz bir anneye,bir babaya,bir aileye,bir millete,bir ırka,bir kültüre,bir dine,bir dile,bir bedene,bir devlete ve daha bir sürü,bir şeye ait oluruz,sonrada "-kuşlar gibi özgürüz" deriz. -bireysel yapılan hatalara,enayilik diyorlar...toplu yapılanına ise,milli irade. -bir anarşistin bile,devleti özleyebileceği,acuze zamanlardayız. -milleti suça ortak etmek içinmi yapıyorlar seçimleri?
-japonyada doğsaydım herkesi döverdim. -çorumda doğsaydım,adam olmak için kırk fırın ekmek yerdim. -doktor olsaydım hiç hastalanmazdım.
-demokrasi=ya sev ya terk et -domuz=laik hayvan -devlet=adli tıp -bebek=taze insan -hakkari=kaplama alanı dışında -resmi tarih=uzaylılar bile türkmüş -jop=beyin jimlastiği -linç=toplu taşımacılık -para=düdük -tren=öküz sineması -vatan=arazi mafyası
-felsefe paneli vardı,polis bastı,hiçbir mantık aramadı -"tuna nehri akmam" diyor,yetkililer üsteliyor -geç düşen jeton "hassittirink" diye ses çıkarır -allah hepimizin laikini versin emi -en vergi rekortmeni,genelev patroniçesi...çükümüzün keyfine ilerliyor ekonomi -iyi motive olamıyoruz...yüzbin kişilik meclis ve altı yabancı milletvekili ve birde yabancı meclis başkanı şart. -ben bunu bilirim..şunu söylerim..onu düşünürüm. -postacı kapıyı iki kere çalar,polis üşenmez,ölü ele geçirir.
KAYGILAR DİLİYORUM EN İÇTEN NEFRETLERİMLE |
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir. |
yasmin (Kullanıcı)
Gönderiler: 5
|
|
tebessüm için tşk 17/05/2008 10:48
|
Karma: 1  
|
|
metin üstündağ şiirleri yüzümde hep çocukça ve muzur rebessümler bırakmıştır.kotyora kardeş senin met-üst şiirlerinle bir tebessümüm daha oldu tşk. yüreğine ve eline sağlık.
senin hiç
tembel pazar sabahları
öğle sonlarına dek uzayan
mükellef aile boyu
pazar kahvaltıların olmadı
ya hamin eksik kaldı sofraya
yahut sen devamsızdın
bu tür mutluluklara
koştun yetişemedin başlayalı çok oldu
bir kenara iliştin
zati sen hep iliştin suya, sabıra, yağmura
zati sen hep iliştin
ayaküstü çekilen mutlu fotoğraflara
metin üstündağ (ugh)
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir. |
kotyora (Kullanıcı)
Gönderiler: 148
|
|
Cvp:metin üstündağ'dan seçmeler 26/09/2008 12:43
|
Karma: 9  
|
|
''Sana ve tüm sandıklarıma''
çok eski zamanlardı... daha kâmil değildim. daha bulamamıştım, bedeli olacağım sözcük dizimlerini, "halk anlamaz" diyerek kendimi saklıyordum daha. gece gündüz içiyor, kendimden geçiyordum.
köprüaltı'ndaydım.. köprüaltı'ndaydı.. köprüaltı'ndaydık.. köprü daha altımızdaydı. az ötemde duruyordum.. az ötede duruyordu. gözlerimdeki hüzün, "taşra baskısı.." gözlerindeki hüzün, "kızyurdu yalnızlığı.."
- eskiden, tekel birası vardı, dedim.
- efendim.. yoğurt mu dediniz, dedi.
- eskiden, tekel birası vardı dedim. daha dikik ve daha dolu. tamam birası birazcık kamu arpalar içerirdi lâkin köprü'ye de yakışırdı.
- ha, şimdi amarcord'um.. evet hatırlıyorum.. bi de golden sakız vardı. içinden artiz resimleri çıkan. en bir çok da ekrem bora.
ben dedim: "yanıma gelsene.. benimle kalsana.. yalnız benim olsana.. (susadıkça ankara gazozu)
o dedi: "gayet mümkün.." (geldi, kaldı, oldu)
ben dedim: "saçlarınız böyle tuhaf, örgülü.. Vadideki Hayat vardı.. hani dizi.. oradaki kızılderili jim'e benziyor."
o dedi: "ben Rudi Cordeş'i de severdim.. falkonotti ne adiydi değil mi.. Ramona güzel kızdı.."
ben dedim: "bizim televizyonumuz yoktu.. şimdi acayip bulvar olan bir aile bahçesinde, çekirdek yiyerek, kaçak Dr. Kimbıl'ı seyrederdik mahallecek."
o dedi: "biz de televizyonu Küçük Ev'in büyük kızı Meri Ingıls'ın kör olduğu bölümde almıştık."
ben dedim: "beyoğlu civarında şimdi "fast food" ve "atari salonu" olan her yer, o zaman birahane salonuydu.. değişim en önce beyoğlu ve beyazıt'a yansıyor bu istanbul'da."
o dedi: "bir çocuk sevmiştim lise'de.. tıpkım eski Tarık Akan.. hani yerli filmlerdi.. hani uzun saçları ve renkli gözleri vardı onun.."
ben dedim: "bilmiyorum.. her filminde mutlaka, Elmadağ'dan Taksim'e (en azından bir kere) ağır çekimde koşardı.. akabinde o günün en sevilen pop şarkısı.. kan ve gül.. gül ve diken mesela."
o dedi: "clip'si şarkılardı.. hayatlarımız clip.. ispanyol paça pantolonlar, fil kulağı yakalı gömlekler, apartman topuklu ayakkabılar, mini etekler, favoriler ve bıyıklar.. köylü, kentli demeden tüm hanımlar mini etek giyerdi nerdeyse. on yıl sonra türban vakası patlaması ne garip."
ben dedim: "bu ülke nerelerine yaşıyorsa bunca hayatı.. ezbere yaşıyor.. çabucak unutuyor.. sıfırın altında belleği.. anılar emeklemiyor."
o dedi: "1 Mayıs ve Taksim'deki onca insanın yeri.. şimdi her galipli kupa maçı sonrası, ellerinde bir bayrak, dillerinde slogan, kadınlı erkekli çıkıp tur atıyorlar.. bayraklar ve sloganlar mı değişti yalnız.. nereden geliyor bu happening çılgınlık. Taksim niye kusmuyor.."
ben dedim: "devrimciliğimiz de biraz Yılmaz Güney markajı içermiyor muydu.. erkeglerin hepsi birer Yılmaz Güney kopyası değil miydi.. kısa saç, küt bıyıklar.. hepsi onun yadigarı.. kafa olarak da belki onun nûveleri ve gûveleriydik.. bütünsüz olamayan çok tümsek tam tamlardık.. kendimiz değildik ki belki de bundan yandık.. bütünü oluşturan birer tek tük değildik.. çoktuk ama yoktuk.. belki bundan yenildik."
o dedi: "menekşe yeşili'ydi prenses süreya'nın gözleri.. rıza şah pehlevi'den çocuğu olmuyor diye nasıl da üzülürdük."
ben dedim: "ne hızlı yaşlanmışız.. yaşlandırılmışız değil mi.. Haldun Taner yaşımıza gelmeden, Haldun Taner gibi konuşur olduk.."
o dedi: "çünkü bizim her şeyimiz aşırı toplumsal.. buna kalp mi dayanır, manda gönünden."
ben dedim: "ne güzel şakıyorsun a bülbül.. uzat alt öperceni, az biraz öpeyim ufarak."
(öpüştük... öpüştük... öpüştük.. öpüştük..)
- susmak vaktidir dedi. bir arkadaşımın evi var.. kendisi kürt ve şimdi mülteci isveç'te.
- orada oralım mı oralarımız buralarımızı yâni..
atladık bir taksiye.. bile bile yanlış sokaklara girerekten, bile bile yanlış caddelere çıkaraktan, bile bile taksicinin teybine bir erkin koray kaseti koyaraktan, bile bile şimdi apartman olmuş arsalardaki çocukluklarımızı uzaktan severekten, dediği eve geldik.
o dedi: "ellerin niye bu kadar büyük.." ben dedim: "seni daha büyük kucaklamak için.." o dedi: "gözlerin niye böyle büyüdü.." ben dedim: "seni daha net görebilmek için.." o dedi: "çükün de hemen kalkmış büyükanne" ben dedim: "gak, guk.. hatta kem, küm.."
sabaha kadar seviştik.. sabaha kadar ter içtik.. öğlen uyandığımda yastığın öbür ucu sibirya.. sibirya'ya ilişik bir ufacık not'çuk:
"belki yine, rastlaşırız kimbilir.. belki yine, konuşuruz çocukluğumuzdan.. belki yine, çıkarken anahtarı su saatinin üzerine bırak.. belki yine, seni çok sevdim.. belki yine, kendine iyi bak, sevgili kimsesiz çocuk jack" (seni seven pasaklı sally)
kalktım.. giyindim.. anahtarı su saatinin üzerine bıraktım.. vurdum aşkşamdan kalma kendimi, bir başka istanbul aşkşamına.. gol oldum.
ismimi sormadı.. ismini sormadım.
KAYGILAR DİLİYORUM EN İÇTEN NEFRETLERİMLE |
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir. |
|