|
Bir sevdadır atmaca, bir yaşam biçimi, bir yaşam tarzıdır, gelenk, görenek mirastır babadan oğula atmaca. Kimileri için bir kuş türü, yırtıcı bir hayvan ya da nsıl olduğunu bile bilmediği bir tür kuştur ancak bizim için öyle değildir atmaca bizim için bir simgedir bir asilliktir övünme kaynağıdır.. Benim hatırımda kalan daha ilkokul sonlarında başladım lazma'ların içinde ğapa (danaburnu) aramaya, çünkü bunlar ğaço ( atmaca tutmaya yarayan kuş) tutmak için lazımdı. Daha sonra ragi ( ğaço tutmaya yarayan kapan) elimde Hopa'da temmuz yağmurları sonrası bahçelerde gezerdim. Tabi her ğaço saklanmaz iyisi var kötüsü var yemek yiyeni var yemiyeni var bunlar önemli ğaço demek atmaca tutmanın yarısı demektir. Hala daha başparmağımla işaret parmağımın arasında ğaço'nun ısırdığı zamanki acısını hissederim düşündükçe o günleri. Çünkü avucunun içine alınca çok kötü dişlerdi ğaço. Sonra ğaço sopaları var bunlar sıradan sopalar değil fındık veya benzeri ağaçlardan yapılmış ve kavrulmuş özel sopalar. Çaxçir ( ğaço'nun ayağına bağlanan ip) bağlanır ğaço'nun ayağına ve sopannın ucuna bağlanır fırdöndü ( ip karışmasın diye) yardımıyla. Ve atmaca zamanı gelene kadar yani ağustos ortaları ğaço'lar eğitilir. Herkes birbirine laf atar, benim ğaçom acayip oynuyo, benimki çok güzel yemek yiyor benimki çok aksiydi adam ettim gibi. Ben hep 5-6 tane birden beslerdim çünkü atmaca sezonu olmuyor bu kuşlar elinde kalmazsa hiç atmaca tutamazsın. O günler hep aklımda güzel kalmıştır tabi ğaço'lara yedirmek için kasaptan aldığım onca yağsız et için annemden işittiğim azarları saymazsak. Atmaca sezonu gelmeden dağda çerge ( atmaca tutmak için saklanılan yer) yapılrı yada varsa yenilenir. Genelde ağaçların üstünde bir oda kadar yer yaparsın altı tahta döşeme, bir sürü işi vardır canın çıkar bunun için ama olsun yinede güzeldir bu yorgunluk çünkü işin ucunda atmaca tutmak vardır. Ve nihayet ağustos ortası bilirsiniz dimi o türküyü " Ey gidi Ali Dayi, geldi ağustos ayi, buldurcinler geçeyi, hazirla atmacayi" sırtta tüfek, belde tabanca, çantada yemek ve rakı, su'mu dağda ondan çok ne var ve birde ğaço, yol alınır çergelere doğru dağların en zirvesine en denizi gören yerlerine. Bizim çergemiz denizi görürdü Cxeye'de ( Hopa'da bir dağ) orya otururdum tüm dertlerimi unuturdum. Karşımda Sultan Selim Dağı az arkası Batum, sağımda cankurtaran geçidi, solumda karadeniz arkamda cxeye daha ne olsun ki... Birden diğer çergeden bir ses gelirdi bir haykır9ış en sevdiğim haykırıştır bu, " Var daa" eğer atmaca alttan geliyorsa Var daa aşaktan, yukardan geliyorsa Var daa yukardan diye bağırır atmacanın geldiğini haber verir onun çergesine bakmadıysa atmaca.. Ve sallarsın ğaçoyu atmacaya göğün bir katından bir yumruk gibi olur ve iner çergene doğru tam çergenin önünde ağ vardır ve takılır ağa, 3 yolu vardır ağdan çıkarmanın herşey o kadar sistemlidir ki... Sonra her atamca saklanmaz hepsinin bir ismi vardır mendile sararsın akşama eve götürmek için. Çamkızılı, kelbozkara, açıkkara, aykırı yazılıkara, pirinç yazısında kızıl, sonra en değerlileri sarı ve beyaz atmacadır. Atmacayla arkadaş olursun sonra eğitirsin kolunda oturtursun artık o sana emanetidir doğanın. Nemi yapılır atmacayla satılır mı yoksa bıldırcın mı tutulur bunlar işin ayrı bir yanıdır. Eğer para için yapılsa bunca emek niye, tabi ki bir gelenektir atmaca, herkes övünür atmacasıyla gurur duyar, onun asil duruşuyla kendini kıyaslar.. Özgürlüğün simgesir atmaca bundandır asilliği, bundandır bunca yıl miras kalması bize, babam bana bıraktı bu mirası bende çocuklarıma bırakacam, neyse ağustosa şurda 8 ay kaldı beklerim ağustosta herkesi Hopa'ya..
|